Güneşin Zaptı Yakın

Transandantal Dervişler Ocağı'na hoşgeldiniz!
Ekmeğinizi, suyunuzu alın.!
Ve dönmeye başlayın...

Ocağın Temel Kelamı

"Hayat, koordinatları belli olmayan bir alan üzerinde kopartılan patırtıdır; evren ise sara hastalığına tutulmuş geometri..." Cioran

1 Nisan 2008 Salı

Sana ne oluyor?

Resimdeki zat-ı muhteremlerini medyadan bilirsiniz...Avrupa Parlamentosu Türkiye Karma Komisyonu Eşbaşkanı Hollandalı Joost Lagendijk.

Bu zatın işlevi ne midir? Bakmayın karmaşık görünen unvanına. Bu adamı son bir kaç senedir sürekli manşetlerde, Türkiye ile ilgili olur olmaz her konuda ahkam keserken görüyorsunuz.

Avrupa Birliği'nin ve sahip olduğu müd'hiş(!) insani, hukuki değerlerinin Türkiye'deki sözde temsilciliğini üstlenen bu dayı, icraatlarıyla ve açıklamalarıyla muntazaman saçmalıyor. Avrupa'da adını sanını bilen, veyahut sallayan çıkmaz; ancak sözkonusu adam ülkemizde gün aşırı yeni saçmalıklarla ortaya çıkıyor.

En son Hrant Dink davasında piyasada görmek nasip oldu bu adamı Beşiktaş'ta göstericilerin arasında. "Yargıyı etkilemek" denen hukuka aykırı fiilin alasını yapmakla meşguldu kameralar önünde şov peşinde koşarken. Ortada dava açılmış, failler yargılanıyor. Peki sana ne oluyor? Ne sıfatla yargının işlevini yerine getirmesine karışıyorsun? Kimsin sen?

Meğer onunla durmamış, AKP kapatma davası konusunda da bir başka AB temsilcisi Olli Rehn yorum yaparken eksik kalır mı; dayanamamış iki kelam da o patlatmış.."Siyasi sürece yargı darbesi" diye buyurmuş. Yargı işini yapıyor, siyaseti kontrol eden organları denetleme görevini yerine getiriyor. Hadi dava tarafları atıp tutuyor, hınçlarından konuşuyor, peki sana yine ne oluyor? Hangi sıfatla yine karışıyorsun? Farzedelim ki kapatma davası mesnetsiz bir iddia; senin ne haddine yargıyla ilgili bir olaya dair atıp tutmak?

Üstüne üstlük, 301 konusunda savurduğu tehditler hala akıllarda... Her ne kadar Türkiye'de 301'in uygulaması geniş tutulsa da, hatırlatılması gereken bazı noktalar var:

1- Dava açılması, kişinin ceza alması anlamına gelmez...301'den yargılanan kişi sayısı bol gözükmekle beraber, ceza alan sayısı son derece sınırlıdır.

2- Akademik çalışmaların da gösterdiği üzere, pek çok Avrupa ülkesinin ceza yasalarında paralel hükümler vardır. Bu çifte standardı anlayabilmiş değilim.


Bu zatın icraatları bu kadarla sınırlı değil elbet. Birkaç senedir başımıza musallat edilen çok bilmiş AP bilmemne bilmemnesinin, daha ilginç saçmalamaları da mevcut.

Örneğin seçim döneminde buyurmuşlar ki: "CHP'ye nasıl oy verirsiniz?"

Sana ne, sana ne?

Avrupa Birliği'nin kendi içinde devletler tarafından kabul edilen hukuksal uygulamalar dışında bir memleketin iç politikasına müdahale etme gibi bir işlevi var mıdır? Her halükarda Avrupa Birliği gibi bir uluslararası teşkilatın, bir devletin demokratik seçim sürecinde taraf olma, taraf tutma, aktif destekleme gibi bir fonksiyonu sözkonusu olabilir mi?

Birileri haddini aşıyor, fazla ürüyor... Bizim kervan biraz düzensiz yalnız, pek yürümesini bilmiyor...

Hiç yorum yok: