Güneşin Zaptı Yakın

Transandantal Dervişler Ocağı'na hoşgeldiniz!
Ekmeğinizi, suyunuzu alın.!
Ve dönmeye başlayın...

Ocağın Temel Kelamı

"Hayat, koordinatları belli olmayan bir alan üzerinde kopartılan patırtıdır; evren ise sara hastalığına tutulmuş geometri..." Cioran

15 Temmuz 2008 Salı

Nasıl Bir Ülkeyiz?

Amerikalı bir arkadaşım geçenlerde Türkiye'ye geldi.

Avusturya'da bir süre değişimle okuyan bu arkadaşım otobüsle tüm Balkanlar'ı dolaşıp, belli yerlerde toplam 1.5 ay kalıp en sonunda Türkiye'ye ulaştı. Ve Türkiye'nin bir kısmını dolaşacak. En azından dolaşmak istiyor. Tabi sağ kalabilirse.

İstanbul'a geldiğinin 3. saatinde, bir barda otururken, hem Almanca hem İngilizce konuşan bir adam geliyor ve sohbete başlıyor. E haliyle yalnız bir turist olarak dolaşan ve sıcak kanlı bir insan olan arkadaşım da sohbet ediyor. Sonra adam mekan değiştirmeyi öneriyor. Mekan değişiyor, Taksim'de İstiklal Caddesi'nin hemen yanındaki bir bara giriyorlar. Bir bira içiyor. Olaylar gelişiyor. Yanına 2 tane "eskort kız" tipli kadın geliyor, adamla otururken, kendisi hiç istemeden. Arkadaşım seziyor buranın pis bir yer olduğunu ve sonra çıkmaya çalışıyor. Bırakmıyorlar. Kadınlar şampanya içti, onu ödeyeceksin, herkesin hesabını vereceksin diye kendi 1 bira içmesine rağmen 600 YTL hesabı dayıyorlar. Bodyguardlar, mekan müdürü, garsonlar tepesine biniyor, fiziksel olarak cebinden para alıyor, hatta cüzdanına dahi yelteniyorlar. 170 YTL yeni değiştirdiği para var cebinde. Onu veriyor, ve daha fazlasını alırlar, cüzdanımı alırlar korkusuyla hamle de yapamıyor, sonra bırakıyorlar o parayı tokatlayıp, Kabataş'a kadar koşarak gidiyor korkudan.

Aynı arkadaş başına ertesi gün bir taksiye biniyor. Gece geç saatlerde benim de olduğum bir eğlence sonrası Tophane'den çıkılıyor. Önce yürüyeceğim diyor ancak Galata Köprüsü "bakım-onarım" nedeniyle kapalı. Çok güzel! Atatürk Köprüsü de gemi geçiyor diye kapalı. Taksiye biniyor, ve bir noktada taksici nasıl birşey yapıyorsa 60 YTL saplıyor.

Geçim derdinden şikayet eden insanlarımız var, örneğin her taksici. Ey taksici kardeşim, hani din konusuna girsek en ağır Müslüman olan taksici kardeşim...Yabancı gelsin de kazıklayalım diyen, kimi zaman "arkada turist bekliyordu ya tüh niye bindin ki" diyen taksici kardeşim. Sen o adamın hakkını yiyorsun, seninki yendiğinde küfredebiliyorsun. Ne hakla düşündün mü güzel kardeşim?

Balkanlar'ı hor görür, fakir ülkeler, adi ülkeler, düzen hile hurdanın bini bir para orda, hiç bir numarası yok diye de aşağılarız. Peki neden bu gezginlerin başına böyle olaylar tepeden baktığımız Balkanlar'da, hatta Arap ülkelerinde bile gelmezken, Türkiye'de gelir?

Önceden bireysel bir olay gibi bakardım bu tip şeylere, mesela öldürülen "Gelin" Bacca konusunda da bu tutumdaydım.Herkesin başına her yerde gelebilir derdim; ama bazı yerlerde daha çok geliyor sanki.

Nasıl bir ülkeyiz?

Hiç yorum yok: