Güneşin Zaptı Yakın

Transandantal Dervişler Ocağı'na hoşgeldiniz!
Ekmeğinizi, suyunuzu alın.!
Ve dönmeye başlayın...

Ocağın Temel Kelamı

"Hayat, koordinatları belli olmayan bir alan üzerinde kopartılan patırtıdır; evren ise sara hastalığına tutulmuş geometri..." Cioran

7 Haziran 2009 Pazar

Şafak Sökmezcesine

(burda resim olmamalı. Görsel öge barındırmamalı bu pasaj)
Verimim kayboldu.
Şu günlerde ne okuyabiliyorum, ne yazabiliyorum. Çok da önemli de değil açıkçası.
Diyaloglara girebilme katsayılarım uzun sürmüş gibi gelen kısa ve kesintili izolasyonlar sonrası biraz daha artış gösterdi.
Artık bir çağ kapanıyor benim adıma. Yeni bir çağ açılıyor.
Kendi reformlarım değil ama bunları yapan. Hayatın içinden gelen değişiklikler.
Belli raylarda oturamıyorum, belli rayları oturtamıyorum.
Kendimi anlık olarak da yenemiyorum. Çözümü var ama geçici.
Kırmızı çizgiler ?!

- Otobanda 250 ile giderken sağında atını sürmeye çalışan köylü faytonunun arabanın dikiz aynasını kırması gibidir aslında hayatın bazı noktaları. Yalpaladığını zannedersin aslında, ilerleyeceğini sanarsın. Motorun çalışır ama aynan kırılır. Tüm aynaların kırıldığında hurdaya atılma zamanının geldiği zannedilir, ancak beygirlerinin yarısı ölse de ilerlersin. Peki ya faytonunu kırdığın adam? Sen onu çoktan geçip gittin, umursamadın da. Senin aynanı kırması dışında.

- Eskiden bazı oyunlar vardı. Theme Hospital vardı mesela. Kardiyo makinası alır hastalarını, bilardo alır doktorlarını, kola makinası alır hasta yakınlarını mutlu ederdin. Keşke hepsi bir paket set dahilinde bu derece rahat olsa imiş. Sanal dünya bize ufaklıktan yanlış aşılamış. Ne çok da oyun oynamışız zamanında be kardeşim.

- Rüyanda görsen inanma...Rüyanda ise hiç inanma. Hayal kırıklığı hislerin en kötüsü müdür acaba? Her hissi yaşamış olduğumuzu sandığımız yanılsamasından olsa gerek bu cehalet. Tatmadan bilemezsin. Ancak varsayılabilinir.

- Kulağıma çalınan birkaç kahramanlık türküsü. Kulağımda çalan birkaç kahramanlık türküsü. Kahramanlar neden bu kadar insan üstü olmak zorunda?Neden günahlarıyla sevaplarıyla bizden biri değiller?

11 ay kışın, bir ay da baharın yaşandığı puslu/soğuk/ikiye ayrık Berlin'in ehvenişer kısmısından yazarkene gecelik saçmalama limitimizi de doldurduk. Hava ağarırken bize de ait olduğumuz yere yönelmek düşer. Herşey adabınca diyoruz, değil mi? 

1 yorum:

aycacik dedi ki...

theme hospitalda ben hastaların sağa sola kusmalarını mustahdemin de gelip temizlemesini bir de hastane icindeki yesil bitkileri hatırlıyorum niyeyse..

günahıyla sevabıyla bizden olan pek cok kahraman da var hayatta, kendi kişisel kahramanlarımız, bazılarının yeterince yakından bakamadıkları için göremedikleri. umudunu kaybetme