Öncelikle genel bir çerçeveyi vermek için şu yazılardan buyrun:
Kamu Hizmeti(Tanım)
Kamu Hizmeti(Türkiye'de Sorun)
Yıllardır dikkatimi çekmekte olan bir husus var. Aslında bu bir bakıma eskilerden günümüze uzanan bir zihniyetin temsilciliği. Devlet hizmetinde hükümetin kullanımında olan bütçenin bu devirde devletin üretim faaliyetinden el çekmesi sonucu temel gelir kaynağı halkın ödediği vergilerdir. Bu kaynağı kamu namına kullanan kişiler de kendilerine ödenen belli bir maaş karşılığı bunu yaparlar. Ancak ülkemizde AKP adlı bir parti var ve bu parti döneminde devletin yaptığı her kamu hizmeti bir `şarki` ve ideolojik bir `kişi yüceltme zihniyeti` doğrultusunda salt belli kişilere izafe ediliyor. Esasen bir amaç, bir görev olan kamu hizmeti, hatta anayasal ve devletin temel fonksiyonu olan kamu hizmeti, AKP tarafından hizmet değil de halka bir lütuf olarak gösterilegeliyor. Hoş, seçim zamanı kömür ve beyaz eşya dağıtımcılığını hizmet olarak gören bir zihniyetten daha fazlasını beklememek lazım belki de; ama `el insaf` diyecek halleri görüyor insan, bir vakit gelecek ağaçta yetişen elmadan bile AKP'ye minnet duymak zorunda kalacağız!
"Kanıtlamazsan şerefsizsin" hıncıyla bağırışlar duydum ve korktum!! Örneklerle gireceğim ondan.
örnek 1:
"Ankara büyükşehir belediyesi kızılırmak projesini gerçekleştirmeseydi ankara ekim ayından itibaren susuz kalacaktı"
Mesela burada gülüşüyle günlerimizi aydınlatan bay başkan'ın yerel seçim döneminden kalma bir güzellemesi var. Birkaç ay boyunca susuzluktan kırılmış Ankara halkı bay başkan'ın bu büyük lütfu sayesinde bir damla su için dilenmekten kurtuldu. Bay başkan bizi çölde seraplara düşmekten kurtardı. Aslında yapmak zorunda da değildi hani. Sağolsun lütfetti.
Örnek 2: `Aslantepe`
Başbakanımız sağolsun mesela aslantepe yapıldı. Bizzat cebinden verdi başbakanımız ve bu stad bitiriliverdi. Aslında buna zorunluluğu yoktu hiç, yani hiç yapmaz aslında değil mi? Ama toki başkanı vb. arkadaşlarıyla işte bu zor günlerimizde türkiye'ye bu nadide eseri lütfettiler. Yani isteseler kitabına uygun komisyonculuk, parsalama, emlak vasıtasıyla zenginleşme gibi bir takım yöntemlere başvurabilirlerdi ama yapmadılar. `Gerizekalı kuş beyinli nankör şerefsizler` olarak(ABGS müşaviri Ekrem Serim'in burdan görülebilecek sözleri bunlar) bizler büyük yanlışlardayız.
Velhasıl, örneklerin ucu bucağı yoktur. Son 8 seneye google vasıtasıyla ufak bir bakışla bile nice örnek görülecektir.
Ben de bu vesileyle Suat Kılıç vekilimin(kanunen benim de vekilimdir ya) pek de güzel bir `tweety` sözüyle bitirmek isterim.
"Protesto edeceksen, hizmeti üreteni değil; yararlanmayarak, beğenmediğin hizmeti protesto edeceksin...Ben bu hizmeti beğenmedim, bundan istifade etmiyorum diyeceksin..."
Vekilim çok haklı. mesela ben İstanbul'da ulaşım hizmetlerini beğenmiyorum. Ancak yetkilileri protesto etmemem gerekli. Onun yerine arabamı sattım, Akbil'imi de kırdım ve ilahi sonsuzluğa kadar evimde oturacağım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


0 yorum:
Yorum Gönder