Güneşin Zaptı Yakın

Transandantal Dervişler Ocağı'na hoşgeldiniz!
Ekmeğinizi, suyunuzu alın.!
Ve dönmeye başlayın...

Ocağın Temel Kelamı

"Hayat, koordinatları belli olmayan bir alan üzerinde kopartılan patırtıdır; evren ise sara hastalığına tutulmuş geometri..." Cioran
Müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2011 Salı

Gecenin Menüsü - 7


1- Young Galaxy - Swing Your Heartache

2- Nur Yoldaş - Sultan - ı Yegah

3- Moloko - Cannot Contain This

4- Counting Crows - Colorblind

5- The Raveonettes - Love in a Trashcan

6- Eddy Grant - Gimme' Hope Joanna

7- Lou Bega - I Have a Girlfriend Everywhere

8- Aşık Mahzuni Şerif - Sarhoş (Han Sarhoş Hancı Sarhoş)

9- Manga - Hayat Bu İşte

10- Ezgi'nin Günlüğü - Gemi

Bu hafta biraz eskiciyiz. Bitpazarına nur yağdırıyoruz.

5 Eylül 2010 Pazar

Otis Baba



Otis Baba...Otis Redding

Otururuz biz onunla, arkadaşlar da katılır bazen, ben kah kahvemi kah rakımı koyarım, o da viskisini koyar, denizlere bakar gündüzleri ve geceleri, "Sittin' on the Dock of the Bay"'i söyleriz. Ne yaptıysak bir sikim değişmedi diye küfrederiz dünyaya biz, akan zamana, uğraşlara, değişen kişi ve mekanlara bakarız..Kalabalıklar içinde de, karanlık odalarda da yalnızlıkla cebelleşiriz. Herşeyin boşluğu ve beyhudeliğini, ve bu fikirde herhangi bir ilerleme olmadığını da biliriz. O hepsini daha kabullenmiş gibidir ama...Herşey aynı kalır gene, söylenenleri dinlemeksizin ıslığımızı üfürür, yolumuza devam ederiz.

Kah yürürüz bazı bazı, şefkat telkin eder bana "Try a Little Tenderness"'taki gibi..Geçmiş güzellikleri anarız, çocukluğun beyaz bayramlarını anarım ben, o ise Noel'de ısrar eder tıpkı "White Christmas"'taki gibi. Yalnızlık falan demişken söz bir anda kadınlara gelir...Düşünürüz önce "I've Been Loving You Too Long" derken. tespitlerimizi yansıtırız sonra;artık bilinmeyene dönüşene karşı hasretle boştur kollarımız "These Arms of Mine"'daki gibi.

Ancak madem varız; olanı biteni, vazgeçilmez soul tınılarının eşliğinde bütün bu basitliği ve tüm bu karmaşayı kabul eder, yerince "Respect" eşliğinde saygımızı eksik etmez, söyler de söyleriz

26 yaşında yitip gitmiştir -bir uçak kazası sonucu- adeta her iyi niyetli çaresizlerdenmişçesine erkenden varlığı son bulmuş gibidir.

Soul'un kralına ve anısına saygıyla...

1 Eylül 2010 Çarşamba

Understanding & Struggle (Tupac)


Aslında bir Tupac hayranı olduğumu söyleyemeyeceğim. East Coast/West Coast olaylarını da çok sallamam..Az buçuk, ucundan kıyısından..

Ama bu adamın annesine yazdığı bir "Dear Mama" şarkısı var ki, bir insana böyle bir şarkı miras kalması gerçekten nadide bir durumdur..Tupac'i tüm diğer rapper ve türevlerinden ayırabilir..

Melodisi de sözlerle muntazam uygunluk gösteren bu şarkının iki bölümüne değinmeden geçemeyeceğim..

Birincisi minnete dair;

"There's no way i can pay you back
But the plan is to show you that I understand"

İkincisi ise varoluşa dair;

"I wish I can take the pain away
If you can make it through the night, there's a brighter day
Everything'll be alright if you hold on
It's a struggle everyday, gotta roll on"

4 Ağustos 2009 Salı

Grup Vitamin - Istanbul'da




Bizi uzun yıllar güldüren gayri-ciddi adamların, bu ülkede yaptıkları şeyi,her nasıl adlandırmak gerekiyorsa, sadece kendilerinin yapmış olduğu özel adamların, son derece ciddi ilk, tek ve son şarkıları...

Grubun baş aktörü Gökhan Semiz'in ardından tekrar çıkarılmış ve bu nispette daha da bir anlamlı.

Ve.

Çok yazık.!

Hangi şarkı mı?

Tık atın

Bu şarkıyı tek celsede geçmek gerekirdi.

Grup Vitamin'e ayrıca değineceğim. Uzun uzun. Damgalarını vurdular yediden yetmişe belleklere, her ne kadar gitmiş olsalar da.

Dipnot: Bu yazıda yakaladığım bayık Yılmaz Özdil üslubu için özürler ola...

7 Temmuz 2009 Salı

Gecenin Menüsü - 6


1-Yann Tiersen - Summer 78

2- Radiohead - All I Need

3- Ezgi'nin Günlüğü - Oyun

4- Ricardo Villalobos - Chromosul

5- Sufjan Stevens - Chicago

6- Fahir Atakoğlu - Yeşilada(Kıbrıs Belgeseli)

7- Moloko - Familiar Feeling

8- The Cardigans - War

9- Fairground Attraction - Perfect

10- Beck - Everybody's Gotta Learn Sometimes

17 Haziran 2009 Çarşamba

Gecenin Menüsü - 5



1- Ennio Morricone - The Ecstasy of Gold

2- Tool - Parabola

3- Blink182 - I Miss You

4- Telepopmusik & Angela McCluskey - Don't Look Back

5- The Scorpions & Berlin Philharmonical Orchestra - Send Me An Angel

6- The Kooks - One Last Time

7- Starsailor - Four To The Floor

8- The Radio Dept. - Your Father

9- John Legend - PDA(We Just Don't Care)

10- Coldplay - Lost(Remix feat. Jay-Z)

16 Haziran 2009 Salı

I'm Forever Blowing Bubbles


I'm forever blowing bubbles,


Pretty bubbles in the air,


They fly so high


They reach the sky


And like my dreams,


They fade and die


Fortune's always hiding


I've looked everywhere,


I'm forever blowing bubbles,


Pretty bubbles in the air...


Hayatın içinden mükemmel dizeler gibi. Bir şiir/şarkı sözü gibi. İnsana dair pek çok hissiyata ve noktaya dokunaraktan..






Bir takımın sahip olabileceği en güzel marş da bu olsa gerek. West Ham United'ın marşı. Hayatın ta içinden. Muzafferlerin marşı değil. Orta sıra takımının ve onun sadık fanatiklerinin mağrur ve gururlu marşı.


Sonsuza kadar baloncukları üflemeye devam. Gökyüzünde patlayıp kaybolsalar dahi. Saklanan talihe karşı gelerekten...


P.S.: Kardeşim Cahit'e teşekkürlerimle. Ek olarak, Green Street Hooligans adlı filmi mutlaka izlemek gerekirmiş diyorlar..

7 Haziran 2009 Pazar

Perfect Day



It's such a perfect day,
I'm glad I've spent it with you,
Oh such a perfect day,
You just keep me hangin' on...

25 Kasım 2008 Salı

Gecenin Menüsü - 4



1- Travis - Happy To Hang Around

2- U2 - Stuck In A Moment

3- Death Cab for Cutie - Marching Bands of Manhattan

4- Lifehouse - Everything

5- Ocean Colour Scene - Hundred Mile High City

6- Travis - Re-Offender

7- Moloko - Indigo

8- Slint - Washer

9- Anna Ternheim - Lovers' Dream

10- Pink Martini - Hang on Little Tomato

16 Kasım 2008 Pazar

Pazar Şarkıları



Uzun bir aradan sonra, tembel bir pazar günü kendimde yazma dermanı ve fikriyatı bulabildim. Epeydir yazamadım. Internetim yoktu, zamanım yoktu, bunlar olduğunda da ilham mı derler yahut neyse, o zıkkımdan yoktu. Yukarıda gördüğünüz ideal bir pazar gününü yansıtan resim, Kırklareli'nin Karadeniz kıyısındaki güzel Kıyıköy kasabasından. Tam da oradan binlerce kilometre mi dersiniz, gavurun hesabıyla mil mi dersiniz, uzaktayken, pineklemek dışında başka birşeyin istenmediği bu pazar gününde, pazar şarkıları dinleyerek zamanı "değerlendiriyorum"...

Pazar Şarkılarına gelelim. Bunlar gerçek anlamda, "literal" pazar şarkıları. Pazarı anlatan şarkılar. Pazarlarda var olan şarkılar. Kimisi bir pazar sabahında, kimisi kanlı bir pazarda, kimisi sakin ve tembel bir pazarda varlar...

1- The Cranberries - Sunday

1993 tarihli "Everybody Else Is Doing It, So Why Can't We?" albümünden bir parça Sunday. Hak ettiği ünü bulamadıysa da, sakin ama melankolik bir pazar gününü, 20'li yaşlarının başındaki Cranberries üyeleri, sözüyle olsun, müziğiyle olsun, bizlere yaşatıyorlar...

"He couldn't find the words,
To say I love you...
He couldn't find the time,
To say I need you...
It wouldn't come out right..."

2- U2 - Sunday Bloody Sunday

Manidar bir şekilde "War" albümünden 1983 tarihli son derece eski ve vakt-i zamanında son derece popüler olan bu şarkı, tarihte pek çok örneği yaşanan bir "Kanlı Pazar" kalıbının 1972'de Kuzey İrlanda'da, İngiliz askerlerinin göstericilere ateş açması üzerine yaşanmış versiyonunu anlatıyor. Sunday Bloody Sunday, gerek verdiği politik mesaj çerçevesinde, gerek müzikal anlamda, ve benim açımdan özel olarak ise, şarkı boyunca süren müthiş bateri ritimleriyle önemli bir "pazar şarkısı"

"And the battle has just begun
There's many lost but tell me who has won"

3- Maroon5- Sunday Morning

Maroon5 kimi zaman gayet güzel işler çıkarabilen bir grup. Şarkılarında çeşitli enstrümanları başarıyla harmanlıyorlar. Sunday Morning adlı eserleri de, piyano, saksafon ve perküsyonun yer yer caza kaçan çok kaliteli birlikteliğiyle ve bunun yanında ferahlatan sözleri ve vokaliyle kesinlikle iç ısıtan kıpır kıpır bir pazar şarkısı...

Dipnot olarak, eğer gerçekten sevdiğiniz bir sevgiliniz, eşiniz vs. varsa daha manidar olduğunu üzülerek belirtmeliyim :)

"That may be all I need
In darkness, she is all I see
Come and rest your bones with me
Drivin' slow on sunday morning
And I never want to leave"

4- Morrissey - Everyday Is Like Sunday

Ne denebilir ki...Ada müziğinin güçlü sesi gibi klişe yapıştırmalarla anlatmaya gerek yok sanırım Morrissey'i... Sıkıntılı bünyeler için birebir giden bir şarkı. Neşeli bir pazar günü için bu şarkıya bulaşmayın. Sevgi pıtırcığıysanız eğer, dinleyin, zaten anlamazsınız pek...İçinde ince ayarlı bir politik/insancıl mesaj barındırsa da, buna değinmeyeceğim, şarkıyı o türlü algılamak istemiyorum. Hem kanlı pazar dedik zaten daha önce, fazlasına gerek yok. Zaten her gün pazar gibi...

"Everyday is like sunday
Win yourself a cheap tray
Share some greased tea with me
Everyday is silent and grey"

5- Blur - Sunday Sunday

Blur çok enteresan bir grup arkadaş. Bu grubu seven çok seviyor, sevmeyen de şarkısını duyunca böğürecek gibi oluyor. Song 2 dışında "genel beğeni" kıstaslarını karşılayan pek bir şarkıları yok. Konu Blur olunca ben aralarda bir fazdayım. İyi şarkısı da var, kötüsü de var sübjektif kriterlerimce. Neyse velhasıl tipik bir pazar anlatımlı bu şarkısı da diğer pek çok şarkılarına benzer bir stilde gidiyor, ve şaheser olmasa da kötü bir şarkı sayılmaz.

"Sunday, sunday here again in tidy attire
You read the colour supplement, the TV guide"

İyi Pazarlar...

17 Ağustos 2008 Pazar

Med Cezir...


Geçenlerde annemin bahsiyle açıldı ve düştü aklıma. Ben 6 yaşında falan iken, bej Doğan SLX bir arabayla Istanbul'a yapılan bir yolculuk öncesi almışlardı bu kasedi ebeveynlerim. İşte o Doğan SLX'le yapılan o Istanbul yolculuğundan beri o albüm, o her şarkısı güzel olmasından kelli efsaneleşen albüm, benim favorilerimdendir. Her mp3'ü bulunsa da, kasedini arabada bulundururum ki, olur a kafam atar, dinleyebileyim. O zamanlar Beni Bırakın'a bayılırdım. Son kuşlar havalandı dizesini senelerce dolmuşlar havalandı diye anladım. Uçurtma Bayramları ise albümde tek sevmediğim şarkıydı. Yıllar geçti. Yel kayadan toz almadı, aksine daha da tozuttu, ancak temeli sallandırdı. Uçurtma Bayramları albümün en sevdiğim şarkısı oldu...

Sonra güzel şarkıları bulunsa da Levent Yüksel'in, single-albüm tadında aynı tadı ve başarıyı yakalayamadı. En baştan zirveyi bulmak kolay olmasa gerek.

Peki Levent Abi...(Bu samimiyet nerden ileri geliyorsa? Mazur görün o kadarcığı artık)...Demiştin ki bir şarkında...Sana söz yine baharlar gelecek...Sana söz ışık sönmeyecek...Niye kandırdın be abi? Hadi sen söyledin, madem söyledin, kaydında dahi ertesi şarkında Uçurtma Bayramları'nda niye kendinle çeliştin be abi.

Neyse, en nihayetinde bir klasiktir "Med Cezir" albümü...Her sanatçı tarafından ortaya konulamayacak, hiçbir arabanın torpidosundan atılamayacak, dinleme şansına erişmişlerde ayrı tatlar bırakmış bir klasik...

3 Ağustos 2008 Pazar

Gecenin Menüsü - 3



1- Bic Runga - Sway

2- R.E.M. - Nightswimming

3- The Architects feat. NaNa - Bodygroove

4- Tom Waits - The Piano Has Been Drinking

5- Lenny Kravitz - Are You Gonna Go My Way?

6- The Cardigans - And Then You Kissed Me (Part II)

7- The Pixies - Where Is My Mind

8- Natalie Imbruglia - Wishing I Was There

9- Queen - Another One Bites The Dust

10- Selda Bağcan - Ziller ve İpler

Uzunca bir aradan sonra..."Zilleri taktı çıkı çıkı yaptı" diye bitirmek güzel oldu.

5 Temmuz 2008 Cumartesi

En Gaz Şarkı Girişleri



Güzel şarkılar pek çoktur, ancak giriş kısımlarını ilk duyduğunuzda canlıların ortak özelliklerinden olan irkilme hissini en yoğun şekilde yaşatan ve de "hasktr ulan" tadını yaşatan şarkılar bu güzel şarkıların sadece bir kısmıdır. Kendi bakış açımdan bu şarkıların kendimce Top 10'u şu şekildedir(Ağır metalden çok hazzetmediğimi ve birkaç beğendiğim şarkı dışında pek burada hesaba katmadığımı da dile getirirsem listenin sübjektifliği daha iyi anlaşılabilir sanırım, çünkü bu tipte herkes bangır bangır giriyor zaten, bir şekilde önce gaza, sonra pogoya gelmeyeni pogo olmaksızın dövüyolar) :

1- Klint - Diamond (Snatch OST)

Yukarıdaki resimde gördüğünüz albümden. Baslar, ziller, melodi geçişleri..Bu işin şahıdır.

2- Muse - Stockholm Syndrome

Muse'u sevdiğim söylenemez, ama bu şarkıyı ilk duyduğum gün, şarkının ilk 10 saniyesinde suratımda "höst" efekti oluştuğunu net hatırlıyorum.

3- Barry White - Shaft Theme

"Çıkıtıdı" efektini hayatıma sokan şarkı...Ziller başlar "çıkıtıdı" efektiyle, sonra inceden bas girer, akabinde funk gitar, sonra ilk piyano vuruşu...Hoh!

4- R.E.M. - Orange Crush

R.E.M'in klasik üstün nitelikli davul-bas başlangıcı ve arkadan giren gitarla nefis bir açılış...Şarkı, napalm bombalarıyla ilgili, turuncu(siz oranj da diyebilirsiniz :/) da napalm'ın alev aldığında oluşan renk.

5- Prodigy - Breathe

Bu şarkının girişiyle coşmamış bir rocksever, hatta yabancı müzik dinleyen herhangi bir nefer olduğunu zannetmiyorum.

6- Radiohead - Idioteque

Radiohead'in elektroniğe sarmaya başladığı ilk yıllardan, elektronik ve perküsyonun üstün kullanımıyla üretilmiş bir giriş.

7- Oasis - Fuckin' In The Bushes

O da Snatch film müziğinden, arada bir çatlayarak gelen "I love it" dışında sözsüz bir parça, ancak bateri girişi, ve devamındaki oynak gitar riffleriyle bir başka klasik.

8- Sepultura - Roots Bloody Roots

Ağır metal grubundan koyabileceğim tek istisna, gerilimli bir hava yaratan bir giriş, sonra sanki aynı enstrümanmış gibi simetrik giden gitar ve davul. Ve solistin "ROOOOOOOOTS" diye giriş anı...

9- Basement Jaxx - Red Alert

Vakt-i zamanında MTV izleyenler bu şarkıyı bilmese de girişini yıllarca duydular..YOVYOVYOVYOYOVYOYOV korodan sonra efektlerle süslü bir giriş.

10- The Verve - Bittersweet Symphony

Daha "tatlı-sert" ve mahzun ama umutlu bir gaz giriş sözkonusu gibime gelir hep...

26 Haziran 2008 Perşembe

Gecenin Menüsü - 2


1- MFÖ - Vurgun Yedim

2- Oasis - Little By Little

3- Republica - Ready To Go (Euro 2000 Official Song)

4- Alanis Morrisette & Sting - King of Pain

5- Sade - King of Sorrow

6- Dimitri from Paris - My Love Supreme

7- Erkan Oğur - Baran Yıldızı (Eşkıya Film Müziği)

8- Wes - Midiwa Boi (World Cup 1998 OST)

9- Antonio Carlos Jobim - Brazil

10- Transplants - Diamonds and Guns

Kupa dalgasına girdik çıkamıyoruz şarkılarda bile...

24 Haziran 2008 Salı

Gecenin Menüsü - 1

1- The Cranberries - Joe

2- Celine Dion - That's The Way It Is

3- Travis - Driftwood

4- Opeth - Hope Leaves

5- Radiohead & PJ Harvey - This Mess We're In

6- Thom Yorke & Björk - Unravel (Pocket Mix)

7- The Cardigans - Good Morning Joan

8- Moby - In This World

9- The Cranberries - Dying Inside

10- Eleni Karaindrou - The Weeping Meadow

15 Haziran 2008 Pazar

Phats & Small



Yukarıda gördüğünüz resimde 3 tane zibidi varmış gibi duruyor değil mi?

Herşey o kadar basit değil...

Phats & Small adlı güzide bir müzik grubu bu adamlar. Bir zaman popülarite endeksleri yüksekti. Şimdi yitip gittiler, ve bu grubu ve muadillerini hatırlayan kalmadı. Geçen gün radyoda duyup şimşekler çaktırmasa benim de aklıma dahi gelmezdi.

Power FM türü radyoların vakt-i zamanında en çok çaldığı, bizlerin de zevkle dinlediği September 99 Cover'ı ve Turn Around gibi 90'ların elektronik pop müzik kültürüne damga vuran önemli şarkıları yapan adamlar bunlar...

Israrla dinleyiniz, ısrarla paylaşım programınızdan bulmasını isteyiniz...Kopunuz, kopturunuz.

10 Haziran 2008 Salı

Spiritualized


Spiritualized, Jason Pierce önderliğinde bir müzik grubu. Simply Red'deki Mick Hucknall gibi, grup her albümde Jason Pierce'ın istediği adamlardan kuruluyor.
Bu adamlar farklı bir ton...Uzay Müziği yapıyorlar resmen. 3'lü 4'lü vokal aynı anda, tınıların muhteşem uyumu ve resmen aynı şarkı içinde birbirinin içine geçmesi...
Hemen, acilen başlayınız, bir derin nefes çekiniz, Spiritualized'la listelerinizi doldurup, gevşemeye başlayınız...
Başlangıç için, Vanilla Sky filminin Soundtrack'inde de bulunan, "Ladies and Gentlemen, We Are Floating In Space"...

5 Nisan 2008 Cumartesi

Şeker Kamışı...


"That sugar cane,

That tasted good,

That's who you are,

That's what you do..."

4 Nisan 2008 Cuma

Ne oldu onlara ? - 1


Yıllar önce bir hanım kızımız vardı, MTV'lerde, Number One'larda sıkça klip izleyen, Power FM, Radyo 5'ten şaşmayan yurdum genci bilir, Meja!

Hollandalı idi yanlış hatırlamıyorsam...Şirin bir görünüşü vardı. It's all about the money şarkısıyla piyasaya çıkmıştı. It is all about the money, it is all about the dımdımdıdıdımdım diye tekdüze bir tonda giderdi şarkı, ama dinlenmeyecek, bayacak birşey de değildi. Britney'lerin, Christina'ların yeni çıktığı adi Amerikan lolitacılığı döneminde, Avrupa'nın hanımefendi lolitası olarak sevmiştik kendisini.

Sonra Ricky Martin'e Private Emotion'da eşlik ederken duyduk, ancak Sertab Erener de o şarkıda Ricky ile düet yaptığı için Meja düetini pek beğenemedik. Hakkaten Sertab'ın yanında da sönüktü.

Sonra bir daha ne bir ses duydum ne bir seda...

Ne oldu onlara serisi, müzik alanında birinci eserini verdi...

1 Nisan 2008 Salı

Sezen'e Saygı



Sen olmasaydın bu milletin içindeki her bir bireyin teker teker ve de bu milletin derdini ve neşesini kim dillendirecek, kim bizim kanayan yaralarımıza bir nebze tendürdiyot basacak, umudumuza ekmek olacaktı...