Güneşin Zaptı Yakın

Transandantal Dervişler Ocağı'na hoşgeldiniz!
Ekmeğinizi, suyunuzu alın.!
Ve dönmeye başlayın...

Ocağın Temel Kelamı

"Hayat, koordinatları belli olmayan bir alan üzerinde kopartılan patırtıdır; evren ise sara hastalığına tutulmuş geometri..." Cioran

10 Haziran 2008 Salı

"Football At Its Best"

10-15 yıl sonra bir muhabbette lafı geçtiğinde diyeceğim ki, " o maçı ben de izledim"... Avusturya-Hırvatistan ve Almanya-Polonya maçları dışında çöplük olan EURO 2008'in en güzel maçı olması bir yana, bir süredir bu kadar soluk kesen bir futbol, böylesine makina gibi oynayan bir takım izlememiştim. Elindeki kumaşı zaten iyi olan Van Basten ekibi iyi hazırlamış.

Muhteşem bir hücum formasyonu...Van Nistelrooy, arkasında Van Der Vaart - Sneijder - Kuyt...Bu adamların yanında alternatif olarak bugün sakat olan Robben, Babel ve Van Persie. Van Nistelrooy'un yedeği Huntelaar. Avrupa milli takımları arasında bundan daha yüksek bir hücüm gücü zaten yok. Kaldı ki, yedekleri çıkarsan yine Avrupa'nın en iyi hücum gücü olabilir. Sneijder'e özel vurgu yapmak lazım burada kesinlikle. Ajax günlerinden de belli ettiği gibi, bu adam ayrı bir zeka, ayrı bir futbol beyni. İkinci goldeki vuruşu, o hız ve isabetle yapmak her babayiğidin harcı değil...

Hollanda, EURO 2008'in son derece bayık geçen ilk maçlarından sonra, bizi yeniden futbolun salt fizik gücü ve savunmaya dayalı olmadığı, golü at- yeme - üzerine yat mantığında gitmeyen ve bu doğrultuda modern futbol üretmeyen defansif formasyonlara dayalı olmadığı eski Total Futbol günlerine geri götürdü.

Hollanda'nın da çift ön liberosu vardı evet, Hollanda da bir ölçüye kadar günümüzün futboluyla paraleldi. Ama...Mücadele, yaratacılık, makina gibi oyun, uzun-direkt ve kısa, isabetli ve muntazam paslar, kanatlarda gerek defansif kademede, gerekse ofansta müthiş uyum ve gidiş-gelişler, ikinci yarıdaki kontrollü oyunda dahi sürekli gelen kontrataklar, akınlar... Her yönüyle harikaydı.

Van Bronckhorst çizgiden çıkardığı bir top, 1 gol ve 1 asistle nasıl bir adam olduğunu tekrar gösterdi. Rangers günlerinden beri, sonrasında da gerek Arsenal, gerek Barcelona'da, Bronckhorst hep "underrated" bir adam olmuştur. Tam bir görev adamıdır, kanadında işini temiz yapar. Ve Şampiyonlar Ligi, Premier Lig, La Liga, veya özetler vasıtasıyla izlediğim her 5 maçının 1'inde bir kaleden top çıkarmışlığını görmüşümdür. Yine, her zamanki gibi, işini temiz yaptı...

İtalya kesinlikle Cannavaro'yu aradı. Donadoni'nin seçenekleri arasında bende bir no'lu soru işaretini yaratan ise Ambrosini tercihiydi. Kullanılabilecek çok daha kuvvetli alternatifleri vardı. Ki İtalya yaratıcı oyuncu sıkıntısı yaşadı. Milan'ın orta sahasını almışsın toptan, Ambrosini-Pirlo-Gattuso. Ama orada Kaka var. İtalya'da kim var bu rolde? Kimse olmayınca Toni'ye top dahi gelmedi(Kaleciyle karşı karşıya kaçırdığı hariç). Kaldı ki senin tuhaf bir şekilde yedek kulübende bıraktığın Serie A'nın bir no'lu orta saha oyuncusu De Rossi var...Ambrosini'nin kullanılıp da Perrotta-De Rossi ikilisinin kazığa çakılmasını anlamak, anlatmak mümkün değil. Ki Camoranesi ve Di Natale de nal topladı. Cassano ise tek maç üzerinden at gözlüklü yorumu yapacak kimselere "Bu adam bitmiş" dedirtircesine oynadı... Son olarak ise, Nesta bu kadroda neden yok? Milli takımdan emekli olmadı ama kendi isteğiyle evliliği nedeniyle 2007'de iki maçta kadroya çağrılmak istemediğinden beri kadroya alınmamış. Her ne olursa olsun, Cannavaro-Nesta ikilisi, Materazzi - Barzagli ikilisine kıyas kabul etmezdi. Velhasıl, hiç değilse ofansif zenginliği artırmak için, bekte Panucci'yi kullanmak yerine sağda Zambrotta solda Grosso kullanılamaz mıydı? Ki Donadoni sonradan onu yaptı zaten...

İtalya'nın ve Catenaccio'nun bozgunu...Hollanda'nın ve göze hoş gelen güzel futbolun, "modern" futbola karşı mağrur zaferi...

Hiç yorum yok: